Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap
 
  Ana sayfa
  HEDİYE KAZAN!
  MAGAZİN AJANDA
  Güncel Haberler
  Gündemdeki Haberler
  Spor Haberleri
  Sinema
  Kültür - Sanat
  Müzik - Eğlence
  Medya - Magazin
  Yaşam
  Dünya
  Siyaset
  İş Dünyası
  Sağlık - Kadın
  Teknoloji
  Eğitim
  Günün Özeti
  Haber Arşivi
  Bizden Haberler
  Otel Bursa
  Mekan Bursa
  Fotoğraf Galerisi
  Rehber Bursa
  Bursa Hakkında
  Bursa Tarihi
  Bursa Haritası
  Bursa'da Ulaşım
  Anket Arşivi
  E-DEVLET
01 03 14 36 39 42  
(4 EKIM 2008)
06 09 10 14 25 + 14  
(1 EKIM 2008)
05 08 12 14 18 19  
22 26 28 30 32 35  
36 42 44 51 55 57  
62 68 77 80  
(29 EYLÜL 2008)
03 22 40 41 43 44  
(2 EKIM 2008)

Dünyanın neresinde olursanız olun, canlı dinleyin!!
 :: Ramazan Haberleri..
 
 
Ramazan sözlüğü
13.09.2007 09:23

 
 
Ramazan, oruç, sahur, iftar, teravih, mukabele, fitre kelime olarak ne anlama gelir biliyor musunuz? Ramazanı daha anlamlı yaşabilmeniz için sizlere özel bir sözlük hazırlandı.

Sahur, imsak, fitre, teravih, mukabele gibi birbirinden harika saraylarında hepimizi ağırlar. Fakat bizi 30 gün misafir eden bu sarayları yeteri kadar tanıdığımız söylenemez. Mukabele âdetini Hz. Cebrail'in başlattığını, orucun sözlük anlamının “günlük” olduğunu, fitrenin zekâttan önce vacip kılındığını, mahyanın Türkler'e özgü bir gelenek olduğunu biliyor muydunuz?

Ramazan
Hicri takvimin dokuzuncusu olan ve üç ayların sonuncusu olan Ramazan “on bir ayın sultanı” olarak anılır. Kur'an-ı Kerim bu ayda nazil olmaya başlamıştır. Kur'an'da ismi açık olan geçen tek ay Ramazan'dır. Arapça bir kelime olan Ramazan'a bu ismin verilmesindeki hikmet iki şekilde anlatılır:

1. Sonahardan önce yağıp yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur anlamına gelen “ramdâ” kökünden türemiştir. Yağmurun yeryüzünü temizlediği gibi, Ramazan ayı da insanları günahların kirinden arındırır.

2. Güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması anlamına gelen “ramad” kökünden türemiştir. Kızgın taşların yürüyenin ayaklarını yakması gibi, Ramazan'da müminlerin günahlarını yakar, yok eder.

Oruç

Diğer dinlerde de uygulanan bir ibadet olan oruç, İslam'da Müslüman olmanın beş şartından biridir. İslam'ın dört temel ibadetinden biridir. Oruç, Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş bir isimdir. Kelimenin aslı “günlük” anlamına gelen “Ruze”dir. Önceleri “Oruze” olarak kullanılmış, daha sonra oruç şeklinde ifade edilmeye başlanmıştır. Arapça'da orucun karşılığı “savm” kelimesidir. Savmın anlamı yemek-içmekten kendini tutmak, hareketsiz kalmak ve her şeyden elini eteğini çekmektir. Kur'an'da savm “susmak” anlamında da kullanılmıştır.
İslamî anlamda oruç, imsaktan güneş batıncaya kadar yemekten, içmekten, cinsel ilişkiden ve orucu bozan diğer şeylerden kulluk niyetiyle nefsi alıkoymaya verilen isimdir.

Sahur

“Seher” kelimesinden türeyen sahur, gecenin son altıda birinde tan yerinin ağarmaya başlamasından önce yenen yemeğe verilen isimdir. Sahur yemeği, temcit yemeği olarak da anılır. Hz. Peygamber (a.s.m.) sahur yemeğini özellikle teşvik ederek, Yahudilerin tuttuğu oruçtan sahur yemeği ile ayrılacağımızı beyan etmiştir. Efendimiz, bir hadislerinde, “Sahura kalkıp yemek yiyin, zira sahurda bereket vardır” buyurmuşlardır.

İmsak

“Mesk” (tutmak, terk etmek) kökünden türeyen imsak kelimesinin sözlük anlamı, nefsine hakim olup bir şeyden el çekme, perhizdir. Zıddı iftardır. İslam literatüründe oruca niyet eden insanın orucu bozan şeyleri yapmamaya başlaması gereken zamandır. İmsakla birlikte oruç başlar. Kur'an-ı Kerim'de imsak, fecir kelimesiyle anlatılır: 'Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar sürdürün.' (2/187). Beyaz ve siyah ipliğin görünmesinden maksat, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığının birbirinden ayrılmasıdır.
Rivayete göre bu ayet ilk indiğinde 'fecirde' ilâvesi yoktu. Oruç tutacak olanlar bir ayağına siyah, diğerine beyaz iplik bağlar, sahurda bunları açıkça görünceye kadar yemeğe ve içmeye devam ederdi. Cenâb-ı Hak, iplik örneğinden 'gece ile gündüz'ün kastedildiğini bildirmek üzere, tan yerinin ağarması anlamında, 'fecir' ilâvesini indirdi.

İftar
Arapça kahvaltı anlamına gelen “futûr” kelimesinden türeyen iftar, güneş battıktan sonra orucu açmak üzere yenen yemeğe verilen isimdir. Akşam namazını bildirmek üzere okunan ezan aynı zamanda iftarı da haber verir. Hz. Peygamber'in iftar etmedikçe akşam namazı kılmadıkları, hiç değilse bir yudum su içtikleri rivayet edilmiştir. İftarda acele etmenin sebebi, oruçlu oldukları zaman iftarı yıldızları görünceye kadar geciktiren Yahudi ve Hıristiyanlar'a benzememektir. Bu nedenle iftarı acele yapmak müstehap sayılmıştır.

Teravih
Teravih, Arapça'da “oturmak, istirahat etmek, rahatlamak” manasına gelen “terviha” kelimesinin çoğuludur. İslam dilinde Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan 20 rekatlık namaza verilen isimdir. Teravih namazı, her dört rekatın sonunda oturulup biraz dinlenildiği için bu adı almıştır. Her Müslüman için sünnet-i müekkede yani Peygamberimizin devamlı işleyip nadiren terk ettiği bir ibadet olan teravih, orucun değil vaktin sünnetidir. Ramazan gecelerini ihya etmek için kılınan teravih namazı Kur'an'da zikredilmemekle birlikte birçok hadiste yerine getirilmesi teşvik edilen ibadetlerdendir.

Mukabele
Karşılaştırma, yüzleştirme, karşılık verme anlamlarına gelen “mukabele” kelimesi Kur'an tarihi ile ilgili bir terimdir. Hz. Cebrail'in her sene Ramazan ayında Peygamber Efendimizle karşılıklı Kur'an'ı birbirlerine okumalarını ifade eder. Kur'an'ın Allah tarafından indirildiği şekilde muhafazası, âyet ve sûrelerin düzeninin doğru olarak tespiti ve bunun kontrolü için Cebrail (a.s.) her sene Ramazan ayının her gecesinde, Hz. Peygamber'e gelirdi. Hz. Peygamber Kur'an âyetlerini Cebrail'e okurdu. Buna 'arz' denir. Aynı âyetleri, mukayese için, bir de Cebrail okurdu ve buna da 'mukabele' denir. Kur'an, Hz. Peygamber'e âyet âyet nazil olduğundan her âyetin yeri, hangi sûrenin neresine yazılacağı Cebrail tarafından bildirilirdi. Resul-i Ekrem de vahiy kâtiplerine bu şekilde yazdırır, hafızlar da buna göre ezberlerdi.

Aslı, Cebrail'in Kur'an'ı Hz. Peygamber'e, doğru tesbiti ve korunması için okuması olan 'mukabele', Müslümanlar arasında köklü bir gelenek halinde günümüze kadar gelmiştir. Bu gelenek bugün de bütün canlılığıyla sürdürülmekte, Kur'an ayı olan Ramazan'da evlerde ve camilerde mukabeleler okunup, hatimler indirilmektedir. Osmanlılar zamanında da özellikle ikindi namazından sonra mukabele okunurdu.

Fitre (Fıtır Sadakası)
Ramazan Bayramı sadakası olarak da bilinir. Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların Ramazan Bayramı'na ulaşmalarının bir şükrü olarak yerine getirmeleri gereken ibadettir. Fıtır sadakası Hicret'in 2. senesinde zekat farz olmadan önce vacip kılınmıştır. Akıl ve buluğ şart değildir. Çocukların ve akıl hastalarının fitresini velileri verirler. Fitre için müstehap olan vakit, sabah namazı ile bayram namazı vakti arasında veya bayramdan birkaç gün öncesidir. Böylelikle ihtiyaç sahipleri kendilerine ulaşan fitrelerle bayram için hazırlık yapabilirler.
Fıtır sadakası, zekat gibi malın değil, başın zekâtıdır. Bunun için asıl ihtiyaçlardan fazla olan malın üzerinden bir yılın geçmesi ve ticaret malı olması şart değildir. Aile reisi bütün aile fertleri adına fitreyi verebilir. Kişi başına, normal bir insanın bir günlük yiyeceği miktarda fitre verilmesi uygun olanıdır.

Mahya
Mahya geleneği sadece Ramazan'a mahsus olduğu için Farsça “aylık” anlamına gelen “mahiye” kelimesinden türemiştir. Mahyacılık sanatı Türklere mahsus bir adettir. Ramazan'da büyük camilerin karşılıklı iki minaresi arasında, ip gerilerek asılan ve geceleri yakılarak meydana getirilen ışıklı şekil veya yazılardır. Mahyacı, yazı veya şekli önce kareli kağıt üzerinde planlar. Her bir kareye isabet eden çizgiye göre yapılacak düğümleri hesaplar. Sonra ayrı ayrı iplere kandiller (lambalar) dizer. Böylece harf ve çizgiler sırasıyla minareler arasındaki yerini alır. İşte o zaman mahya ustaları aylardan beri büyük bir titizlik ve gizlilik içerisinde hazırladığı tasarılarını sema ekranında sergiler.
Osmanlı zamanında mahyaları temaşa eden yabancı bir gezgin şöyle der: 'Dünya yüzünde sevilmeye ve sayılmaya layık Türklerin hiçbir medeni eserleri olmasa bile, yalnız şu gökten yıldızları toplayıp minareler aralarında yazı yazmayı akıl etmeleri, bunda muvaffak olmaları, onların medeniyette ne kadar ilerde olduklarının bir ifadesidir.'






Kaynak: Haber 7

 
         
 

  :: Yorumlar
 kataskopos (2007-10-10 22:06:34) 0Kötü yorumGüzel yorum
iyi bir açıklama olmuş.. sık kullanıyoruz ama bilmediklerimiz var elbet...
 babacan (2007-10-09 11:17:14) 0Kötü yorumGüzel yorum
ne güzel bir çalışma. bilmeyenler için iyi bir kaynak. ramazan çok anlamlı bir ay. terminolojisinin de bilinmesi gerekiyor.
  ::Bu kategoride ay içinde en çok okunan haberler
  ::Bu kategorideki diğer haberler
İl İl Bayram namazları...
İl İl Bayram namazları Ramazan Bayramı namazı, Ankara'da 07.25'de, İstanbul'da 07.41'de, İzmir'de 07.46'da, Hakkari'de ise 06.39'da kılınacak. ...
Ramazan´da ağız ve diş s...
Ramazan´da ağız ve diş sağlığı Ağız ve diş sağlığı' denince akla ilk olarak çürük olmayan dişler ve sağlıklı dişetleri gelir. İlk bakışta mesele bundan ...
Bayramda hava nasıl olacak?...
Bayramda hava nasıl olacak? Bayramda hava Doğu bölgeleri ile Karadeniz'de yağışlı, diğer yerlerde ise az bulutlu olacak.

Bayramın son günü ...
İşte il il Bayram Namazı vakit...
İşte il il Bayram Namazı vakitleri Namaz vaktini kaçırmak istemiyorsanız bu listeye dikkat!

Ramazan Bayramı namazı, Ankara'da 07.25'de, İstanbul'd ...
Fitreyi kimler, kimlere verir?...
Fitreyi kimler, kimlere verir? Zekat zenginiyle fitre zengini arasındaki önemli fark..

Fitre, yaşayan her insan için verilen bir yaratılış şü ...
Kadir Gecesi nasıl ihya edilir...
Kadir Gecesi nasıl ihya edilir? Bin aydan hayırlı olan mübarek Kadir Gecesi yaklaşıyor. Peki bu önemli geceyi nasıl değerlendirmeliyiz? Hekimoğlu İsmail ...
Kimler zekat vermek zorunda?...
Kimler zekat vermek zorunda? Zekat zenginliğinin alt sınırı kaç lira? Zekat kime verilir? Pırlantanın zekatı olur mu? İşte merak ettiğiniz her şey? < ...
Ramazanda taş hastalığına dikk...
Ramazanda taş hastalığına dikkat! Ramazan ayında acil servislere taş hastalığına bağlı şikayet ile başvuranların sayısında artış olduğu belirtildi.
< ...
Ramazanda tatlı ve et tüketimi...
Ramazanda tatlı ve et tüketimi arttı! Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Mehmet Dinçer, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte en çok tatlı ve et sa ...
Fitrede öncelik kimin olmalı?...
Fitrede öncelik kimin olmalı? Fitre verirken dul kadınların, öksüz ve yetimlerle özellikle öğrencilerin tercih edilmesi gerektiği belirtildi.

 Diğer 10 Haber..
  »  Hastalara oruç uyarısı! ... ( 15.09.2008 - 14:37)
  »  Bikini orucu bozar mı ? ... ( 14.09.2008 - 13:00)
  »  Orucun yasakları ... ( 05.09.2008 - 16:19)
  »  Oruç ve fidye ... ( 04.09.2008 - 17:25)
  »  Jet imamlara uyarı! ... ( 04.09.2008 - 12:11)
  »  Ramazan´da doğru beslenin ... ( 03.09.2008 - 13:57)
  »  İlk sahuru yerin altında yaptılar ... ( 01.09.2008 - 11:20)
  »  Oruç tutacaklara altın öğütler ... ( 01.09.2008 - 09:00)
  »  İftar´da ilk sigara riski 10 kat arttırıyor ... ( 31.08.2008 - 23:00)
  »  Sahurda onu ye acıkma ! ... ( 31.08.2008 - 17:30)
 
 
 
I  güncel haberler  I  spor haberleri  I  sinema  I  kültür-sanat  I  müzik-eğlence  I   medya-magazin   I   iş dünyası  I  sağlık  I  eğitim  I
I  mekan.bursa  I  fotoğraf galerisi  I   rehber.bursa  I  haber arşivi I  bursa tarihi   I  hakkımızda  I  reklam  I  iletişim  I  yasal uyarı  I

lifeinbursa.com adresi üzerinde bulunan resim ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu bir dgnteknoloji hizmetidir