Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap
 
  Ana sayfa
  HEDİYE KAZAN!
  Güncel Haberler
  Gündemdeki Haberler
  Spor Haberleri
  Sinema
  Kültür - Sanat
  Müzik - Eğlence
  Medya - Magazin
  Yaşam
  Dünya
  Siyaset
  İş Dünyası
  Sağlık - Kadın
  Teknoloji
  Eğitim
  Günün Özeti
  Haber Arşivi
  Bizden Haberler
  Otel Bursa
  Mekan Bursa
  Fotoğraf Galerisi
  Rehber Bursa
  Bursa Hakkında
  Bursa Tarihi
  Bursa Haritası
  Bursa'da Ulaşım
  Anket Arşivi
  E-DEVLET
01 06 11 21 22 34  
(10 MAYıS 2008)
03 08 09 11 22 + 12  
(7 MAYıS 2008)
01 02 04 07 09 19  
22 34 36 41 49 50  
51 56 57 59 62 65  
67 70 72 80  
(12 MAYıS 2008)
02 11 17 19 25 29  
(8 MAYıS 2008)

Dünyanın neresinde olursanız olun, canlı dinleyin!!
 :: Magazin Haberleri..
 
 
Öldü diye morga kondu
09.05.2008 18:01 - Bu haber 210 kez okundu..

 
 
Demet Akalın ile annesi Şenay Akalın, hayatlarını altüst eden acıyı ilk kez Kelebek'e anlattı.

2 yaşındayken bir trafik kazasında babasını kaybettiğini, aynı kazada annesinin de öldü diye morga kaldırıldığını anlatan ünlü şarkıcı, 'Annem çok zor günler geçirmiş, aylarca yoğun bakımda yaşamış. 24 yaşında kocasını kaybetmiş, ama dimdik ayakta kalmış ve bana hem analık hem babalık yapmış. Onun hakkını ödeyemem' diyor. İşte hüzünlü bir anne-kız hikayesi...

Anneler Günü'nüz şimdiden kutlu olsun Şenay Hanım. Bu özel gün öncesi sizi üzmek istemem, ama çok genç yaşta dul kalmışsınız. Bir yılbaşı gecesi eşinizi ve kız kardeşinizi trafik kazasında kaybetmişsiniz. Araçta siz de varmışsınız. Sonrasında neler olduğunu anlatır mısınız?

- Ş.A: İnsan başına ne zaman ne geleceğini bilemiyor işte. Benim Ali Akalın'ın ile çok güzel, çok mutlu bir evliliğim vardı. 1975 yılıydı... Eşim, kız kardeşim ve ben yılbaşı eğlencesi için Gölcük'ten İstanbul'a gelmiştik. Demet o zaman 2 yaşındaydı. Onu anneannesine bırakmıştık. Çok güzel bir gecenin sonunda, Çayırova'da o feci kazayı yaşadık. Kız kardeşim ve Ali, kaza anında yaşamını yitirmiş. Ben eşimi, kız kardeşimi kaybettiğimi, neler yaşadığımı ise aylar sonra öğrendim.


Komada mıydınız?
- Ş.A: Bunu ilk kez bir gazeteciyle paylaşıyorum. O gece, kazanın olduğu yere ambulans geliyor. Hepimizi bir ambulansa koyup, hastaneye götürüyorlar. Hastanede benim de öldüğümü zannedip, üçümüzü yan yana morga koyuyorlar.

İnanılır gibi değil!
- Ş.A: Evet... Saatler sonra hastaneye teşhis için ağabeyim geliyor. Büyük bir acı yaşıyor tabii. Eşimi, kız kardeşini teşhis ettikten sonra sıra bana geliyor. İşte ben o sırada kolumu hareket ettirmişim. Ağabeyim hemen çığlık atarak morg görevlisini çağırıyor. Doktorlar geliyor ve benim nabzımın attığını fark ediyorlar. O an ağabeyim doktorun yakasına yapışıp 'Siz ne yapıyorsunuz, bu ne rezalet diye' hastaneyi birbirine katıyor. Meğer o gece nöbetçi olan doktor alkollüymüş! Bir başka doktor geliyor ve beni apar topar yoğun bakım ünitesine alıyorlar. Gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra da Deniz Hastanesi'ne gönderiyorlar.

Bu arada sağlığınız nasılmış?
- Ş.A: Kafatasım ciddi şekilde hasar görmüş, 27 dikiş atılmış. Beyin de ödem yapmış. İşte o yüzden bana Gölcük'te 'Deli Şenay' derler...

Desinler, boşverin...
- Ş.A: Benim de hiç umurumda değil zaten. Ama ben yine de Gölcük'ü çok seviyorum. Neyse, nerede kalmıştık... Sadece beyin ve kafatasında değil, başka yerlerde de hasar var. Yedi kaburgam da kırılmış. Kırık olan kaburgalar iç organlarıma batmış, dolayısıyla iç kanama da var. Deniz Hastanesi'nde yeterli alet olmadığı için Çamlıca'da bulunan karacıların hastanesine sevk etmişler beni. Komadan 26 gün sonra çıktım. Öyle iyi bir doktor tedavi etmiş ki beni, bütün hastane çalışanlarına 'Uyandığı zaman eşinin, kız kardeşinin öldüğünü söylemeyeceksiniz' demiş. Tabii ben uyanınca ilk olarak eşimi, kız kardeşimi sormuşum. Herkes iyi olduklarını söylemiş. O anları çok net hatırlamıyorum tabii... Ve ben o hastanede tam üç ay yattım.

Peki gerçekleri ne zaman öğrendiniz?
- Ş.A: İyice toparladıktan sonra... Doktorum bir gün herkesi odadan çıkardı. Yavaş yavaş konuya girip, eşimin ve kız kardeşimin kazada vefat ettiklerini söyledi. O ana dair hatırladığım tek şey, çığlık atıp yere düşmem... Ondan sonra beni tekrar alçıya almışlar. Çünkü kaburgalarımı bir kez daha kırmışım. Kendime geldiğimde Demet'i görmek istedim. Ağabeyim, kız kardeşim hemen Demet'i alıp hastaneye getirdiler. Onu karşımda görünce gözyaşlarına boğuldum. Bana 'Anneceğim beni bırakma, ben seninle yatmak istiyorum' deyince daha da fena oldum. Kendimi çok yalnız, güçsüz hissettim. Bir yanda eşimi kaybetmemin acısı, bir yanda çocuğum... Ciğerim yanıyordu. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın, çok zor. Neyse Demet'in geldiği günün akşamı yanımda refakatçi olarak kuzenim kaldı. Bir ara ona 'İlkay, bugün evladımı gördüm, hasret giderdim. İçim yanıyor. Artık yaşayamam. Ben kendimi bu pencereden atmak istiyorum' demişim.

İntihar etmek istediniz...
- Ş.A: Evet, bunu ciddi ciddi düşündum. Ben böyle söyleyince kuzenim hemen başhemşireyi çağırmış. Bana sakinleştirici vurmuşlar. Ben dördüncü katta kalıyordum, hemen beni alt katlara almışlar. Kısacası psikolojik açıdan çok zor günler geçirdim. Aylarca konuşmadığım oldu. Eşimi çok seviyordum ve onu kaybettiğimde 24 yaşındaydım. 4 yıl evli kalmıştım. Babamızı çok erken kaybettik.

Nasıl toparladınız, nasıl dimdik ayakta kalmayı başarabildiniz? En büyük destekçiniz kimdi?
- Ş.A: Ailem, eşim dostum sayesinde... Hastanede yattığım üç ay boyunca diğer koğuşlardaki bütün hastalar beni ziyarete gelip, kızım için yaşamam gerektiğini anlattılar. Onların hikayelerini dinledikçe, 'Evet, yaşamam gerek ve kızıma bakmalıyım, kızım için güçlü olmalıyım' dedim. Taburcu olup eve çıktığımda, kızımı kokladığımda, kendi kendime 'Kızımı hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım' dedim. Kendi kendimi motive ederek ayakta kalmayı başardım. İki yıl anne-babamın yanında kaldım. Onların manevi desteğiyle daha da güçlendim. Tabii ilk bir yıl çok zor geçti. Bazen eşimin resimlerini dizer, onlara baka baka saatlerce ağlardım. Gözyaşlarımı ne kadar kızımdan gizlesem de bazı şeyleri hissederdi. Bir bebeği vardı, onun saçını tararken hem şarkı söyler, hem de ağlardı. Babasını özlerdi.

Demet'i büyütürken, isteklerini karşılamakta zorlandınız mı, sıkıntı çektiniz mi?
- Ş.A: Hayır. Bir kere eşimin arkadaşları, arkadaşlarının eşleri beni hiç yalnız bırakmadı. Deniz birliklerindeki herkes para toplayıp bize bir daire satın aldı. Eşimden de maaş bağlanmıştı. Allah'a şükür sıkıntı yaşamadım. Kızımı prensesler gibi yetiştirdim. Hiçbir şeyden eksik bırakmadım. Ama Demet de çok olgun bir çocuktu. Bir şey alacağımız zaman, 'Anne paramız var mı?' diye sorardı, ısrar etmezdi. Alamadığımız bir şey oldu mu suratını asmaz, tutturmazdı. Tutumluydu evladım.

- D.A: Annem müthiş bir anneydi. Yeni bir şey çıktığında annem hemen gider satın alırdı. Okulda, moda olan o şeyi ilk edinen ben olurdum. Bütün mahalle, ardaşlarım anneme hayrandı. Onu hakkını asla ödeyemem.

Peki anne-kız olarak şu anki ilişkiniz nasıl?
- D.A: Bu aralar kendisine biraz kızıyorum, çünkü Gölcük'ten koparamıyorum onu. İstanbul'da bana yakın yaşamasını istiyorum, ama o bulunduğu yerden ayrılamıyor.

- Ş.A: Evet, tek sorunumuz bu. Bakalım, kısmet...

- D.A: 10 yıl öncesine kadar annemle koyun koyuna yatardık. Birbirimize sevgimizi çok gösterirdik. Büyüyünce bu kalmadı. Hayatın temposunda birbirimize sevgimizi gösteremez olduk. Amerika'ya gittiğimde uykumun arasında sayıklamışım 'Ben annemi özledim, Türkiye'ye gideceğim ve onu yanıma alacağım' diye... Birbirimizi daha çok görmemiz gerek. Çünkü en büyük korkum, ailemi kaybetme korkusu... O yüzden doya doya onlarla bir arada olmalıyım.

Anneler Günü'nüz şimdiden kutlu olsun Şenay Hanım. Bu özel gün öncesi sizi üzmek istemem, ama çok genç yaşta dul kalmışsınız. Bir yılbaşı gecesi eşinizi ve kız kardeşinizi trafik kazasında kaybetmişsiniz. Araçta siz de varmışsınız. Sonrasında neler olduğunu anlatır mısınız?

- Ş.A: İnsan başına ne zaman ne geleceğini bilemiyor işte. Benim Ali Akalın'ın ile çok güzel, çok mutlu bir evliliğim vardı. 1975 yılıydı... Eşim, kız kardeşim ve ben yılbaşı eğlencesi için Gölcük'ten İstanbul'a gelmiştik. Demet o zaman 2 yaşındaydı. Onu anneannesine bırakmıştık. Çok güzel bir gecenin sonunda, Çayırova'da o feci kazayı yaşadık. Kız kardeşim ve Ali, kaza anında yaşamını yitirmiş. Ben eşimi, kız kardeşimi kaybettiğimi, neler yaşadığımı ise aylar sonra öğrendim.

Nasıl toparladınız, nasıl dimdik ayakta kalmayı başarabildiniz? En büyük destekçiniz kimdi?

- Ş.A: Ailem, eşim dostum sayesinde... Hastanede yattığım üç ay boyunca diğer koğuşlardaki bütün hastalar beni ziyarete gelip, kızım için yaşamam gerektiğini anlattılar. Onların hikayelerini dinledikçe, 'Evet, yaşamam gerek ve kızıma bakmalıyım, kızım için güçlü olmalıyım' dedim. Taburcu olup eve çıktığımda, kızımı kokladığımda, kendi kendime 'Kızımı hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım' dedim. Kendi kendimi motive ederek ayakta kalmayı başardım. İki yıl anne-babamın yanında kaldım. Onların manevi desteğiyle daha da güçlendim. Tabii ilk bir yıl çok zor geçti. Bazen eşimin resimlerini dizer, onlara baka baka saatlerce ağlardım. Gözyaşlarımı ne kadar kızımdan gizlesem de bazı şeyleri hissederdi. Bir bebeği vardı, onun saçını tararken hem şarkı söyler, hem de ağlardı. Babasını özlerdi.

Demet'i büyütürken, isteklerini karşılamakta zorlandınız mı, sıkıntı çektiniz mi?

- Ş.A: Hayır. Bir kere eşimin arkadaşları, arkadaşlarının eşleri beni hiç yalnız bırakmadı. Deniz birliklerindeki herkes para toplayıp bize bir daire satın aldı. Eşimden de maaş bağlanmıştı. Allah'a şükür sıkıntı yaşamadım. Kızımı prensesler gibi yetiştirdim. Hiçbir şeyden eksik bırakmadım. Ama Demet de çok olgun bir çocuktu. Bir şey alacağımız zaman, 'Anne paramız var mı?' diye sorardı, ısrar etmezdi. Alamadığımız bir şey oldu mu suratını asmaz, tutturmazdı. Tutumluydu evladım.

- D.A: Annem müthiş bir anneydi. Yeni bir şey çıktığında annem hemen gider satın alırdı. Okulda, moda olan o şeyi ilk edinen ben olurdum. Bütün mahalle, ardaşlarım anneme hayrandı. Onu hakkını asla ödeyemem.

Peki anne-kız olarak şu anki ilişkiniz nasıl?
- D.A: Bu aralar kendisine biraz kızıyorum, çünkü Gölcük'ten koparamıyorum onu. İstanbul'da bana yakın yaşamasını istiyorum, ama o bulunduğu yerden ayrılamıyor.

- Ş.A: Evet, tek sorunumuz bu. Bakalım, kısmet...

- D.A: 10 yıl öncesine kadar annemle koyun koyuna yatardık. Birbirimize sevgimizi çok gösterirdik. Büyüyünce bu kalmadı. Hayatın temposunda birbirimize sevgimizi gösteremez olduk. Amerika'ya gittiğimde uykumun arasında sayıklamışım 'Ben annemi özledim, Türkiye'ye gideceğim ve onu yanıma alacağım' diye... Birbirimizi daha çok görmemiz gerek. Çünkü en büyük korkum, ailemi kaybetme korkusu... O yüzden doya doya onlarla bir arada olmalıyım.

Sevmediklerinin ayakkabısına tuz dökerdi

Star annesi olmak nasıl bir duygu?

- D.A: Önce ben anlatayım. Ben biriyle tanışırken 'Merhaba ben Demet' derim. Annem 'Merhaba ben Şenay Akalın' der. 'Anne meşhur olan benim' derim. Cevabı hazır: 'Ne yapayım hayatım, ben de star doğurmuşum!'

- Çok şekersiniz...

D.A: Evet öyledir, neşelidir, keyiflidir ama her şeyime de çok karışır. Annem eskiden ne yapardı biliyor musunuz, sevmediği kız arkadaşlarımın ayakkabılarına tuz dökerdi...

Neden?
D.A: Çabuk gitsinler diye... Öyleymiş...

Ş.A: Hep Mukaddes teyzen öğretti bana. Şaka bir yana evladımla gurur duyuyorum. Çok hayırlı bir evlat Demet. O, çok daha iyi yerlere gelecek,

Beni çamaşır suyuyla yıkardın

Bütün bu yaşadıklarınız psikolojinizi nasıl etkiledi Şenay Hanım?

- Ş.A: Bir kere çok ağladım...

- D.A: Anne beni nasıl çamaşır suyu ile yıkadığını anlatsana...

- Ş.A: Aaa evet, doğru.

- D.A: Annem hastaneden çıkarken doktorlar 'Sinir sistemi çökmüş durumda, eşinin kaybını kabullenmesi zor olabilir' demiş. Gerçekten de annemin psikolojisi biraz tuhaftı. Mesela titizlik hastasıdır. Eve gelen giden oldu mu her yeri çamaşır suyu, kolonya ile silerdi. Bırakın evi herkesi kolonya ile silerdi! Çocuğum, haliyle sokakta oynuyorum... Eve gelirdim, beni çamaşır suyu ile yıkardı. Ya da çocuğun biri bana vurdu mu, hemen o çocuğun ailesine gider, kavga ederdi.

- Ş.A: Bu sinirlilik durumu kazadan kaldı...

- D.A: Ben de alışmıştım zaten. Annemin bu ani çıkışlarına hiç şaşırmazdım. Ayrıca mahallemiz de onu çok severdi. Çünkü cömert bir kadındı. Şimdi o sinir hastalığı da geçti gibi... Yaklaşık 6-7 yıldır çok iyi. Titizlik hastalığı da kalmadı.




Kaynak: hürriyet

 
         
 

  :: Yorumlar
Hiç yorum yazılmamış, ilk yorumu siz yazmak için tıklayın.

  ::Bu kategoride ay içinde en çok okunan haberler
Aysu Baceoğlundan frikik! (galeri)
Aysu Baceoğlundan frikik! (gal
Jennifer Aniston çıplak yakalandı
Jennifer Aniston çıplak yakala
Angelina Jollie´nin de kasedi çıktı
Angelina Jollie´nin de k
Şebnem yatakta
Şebnem yatakta
Paris yine Türkiye´de
Paris yine Türkiye´de
  ::Bu kategorideki diğer haberler
Ebru Şallı fena düştü...
Ebru Şallı fena düştü
Tanıtıma katılan güzel manken ayağı kayınca yere kapaklandı.
Güzel manken Ebru Şallı Kadir Çöpdemir'le birlikte ...
Amerika Nurgül´ü konuşuy...
Amerika Nurgül´ü konuşuyor  New York Times gazetesi yazarı Nurgül Yeşilçay'a övgüler yağdırdı..

Geçen yıl Cannes'da 'En İyi Senaryo' ödülün ...
Evleneceğimizi daha ilk gün sö...
Evleneceğimizi daha ilk gün söyledi   Belçim Erdoğan, 'Eğer aşkın ömrü iddia edildiği gibi üç yılsa, çok üzülürüm' dedi.

Yılmaz Erdoğan'la evlendiğin ...
Angelina güneşin tadını çıkart...
Angelina güneşin tadını çıkartıyor
Akdeniz'in havasından ve güneşinden iyice yararlanmak isteyen 7,5 aylık hamile Angelina Jolie terasta bikinisiyle p ...
Ebru Şallı fena düştü ...
Ebru Şallı fena düştü   Ebru Şallı, Kadir Çöpdemir'le katıldığı bir tanıtımda podyum kazasına uğradı.


Ter göstermeyen gömlekler ve ...
İyi bir erkek nasıl olmalı? ...
İyi bir erkek nasıl olmalı? Oktay Kaynarca, programına katıldığı Hülya Avşar'a bir Türk erkeğinin nasıl olması gerektiğini anlattı.
Hülya Avşa ...
Akkaya´nın son bağımlılı...
Akkaya´nın son bağımlılığı!  Mankenliği bıraktıktan sonra oyunculuk, sunuculuk ve halkla ilişkiler işleri ile ilgilenen Deniz Akkaya'nın yeni tutkusu ...
Önce bebek sonra düğün...
Önce bebek sonra düğün Ocak ayında evlenen Mustafa Sandal ve Emina Türkcan çifti, Temmuz'da Bodrum'da düğün yapacaktı.

Ancak şu anda ...
Gökhan´ın sevgilisi Burc...
Gökhan´ın sevgilisi Burcu değil Simge!  Kanal D'de yayınlanan Elveda Derken dizisinde iki sevgiliyi canlandıran Gökhan Tepe ve Simge Selçuk'un gerçek hayatta da ...
Dizide oynamak için hamileliği...
Dizide oynamak için hamileliği erteledi  2009'da anne olmak istiyordu ama Çağan Irmak'ı kıramadı

Anne olmak için sabırsızlanan Özge Özberk, Çağan Irmak ...
 Diğer 10 Haber..
  »  Defileyi gölgede bıraktı ... ( 13.05.2008 - 12:01)
  »  Bodrum'da Hadise çıkacak ... ( 13.05.2008 - 10:30)
  »  Saddam'ın aslanı barıştırdı ... ( 13.05.2008 - 08:55)
  »  Paris ve Benji evleniyor? ... ( 13.05.2008 - 02:00)
  »  Keşke karşıma bir peri kızı çıksa! ... ( 13.05.2008 - 00:15)
  »  Hayranları Hande'yi protesto etti ... ( 12.05.2008 - 22:35)
  »  Yeni Sezen çok seksi ... ( 12.05.2008 - 21:01)
  »  Yapımcılara para yedirmeyen ünlüler ... ( 12.05.2008 - 19:32)
  »  Başka bir kadın daha bulmam lazım ... ( 12.05.2008 - 18:03)
  »  F1'de Tarkan coşkusu ... ( 12.05.2008 - 16:32)
 
 
 
I  güncel haberler  I  spor haberleri  I  sinema  I  kültür-sanat  I  müzik-eğlence  I   medya-magazin   I   iş dünyası  I  sağlık  I  eğitim  I
I  mekan.bursa  I  fotoğraf galerisi  I   rehber.bursa  I  haber arşivi I  bursa tarihi   I  hakkımızda  I  reklam  I  iletişim  I  yasal uyarı  I

lifeinbursa.com adresi üzerinde bulunan resim ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu bir dgnteknoloji hizmetidir