Dünyanın neresinde olursanız olun, canlı dinleyin!!
::
Kültür-Sanat Haberleri..
Hayalet Fantezi'nin dünya prömiyeri yapıldı
18.07.2008 13:41
İzmirliler, ''Operadaki Hayalet''ten esinlenilerek yazılan ''Hayalet Fantezi''nin dünya prömiyerini izleme şansına sahip oldu.
Dünyaca ünlü çello virtüözlerinden biri olmanın yanı sıra, besteci ve orkestra şefi William Lloyd Webber'in oğlu, 'Cats', 'Operadaki Hayalet', 'Evita', 'Jesus Christ Super Star' gibi unutulmaz müzikallere imza atan Andrew Lloyd Webber'in kardeşi olan Julian Lloyd Webber'in yazdığı 'Hayalet Fantezi' adlı eserin dünya prömiyeri, 22'nci Uluslararası İzmir Sanat Festivali kapsamında İzmir Fuar Açıkhava'da yapıldı.
Julian Lloyd Webber, 'Hayalet Fantezi'nin ağabeyi Andrew'in 'Operadaki Hayalet' müzikalinde yer alan şarkıların kombinasyonu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, 'Eser bir bütün olarak hazırlandı, çello ve keman için bölümler yazıldı, oldukça zor olmasına karşın çok iyi bir iş çıktı ortaya' diye konuştu.
Türkiye'de gördüğü ilginin kendisini çok mutlu ettiğini, daha önce de İstanbul ve Ankara'da konser verdiğini söyleyen Webber, 'Türk seyircisi çok iyi bir dinleyici, güzel bir şeyle karşılaştıklarında, takdirlerini göstermekten çekinmiyorlar, Türkiye'de kendimi evimde hissediyorum' diye konuştu.
Kemancı bir anne, besteci ve orkestra şefi bir baba ve besteci bir kardeşten oluşan ailenin içinde büyümenin, 'doğduğu andan itibaren müziğin içinde olmak' anlamına geldiğini belirten Webber, müzikle iç içe bir ailesi olmasının avantaj olduğunu, ancak küçüklüğünde ailesinin kendisini de müziğe yönlendirmek için özel bir çaba harcamadıklarını kaydetti.
Webber, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Bize hep soruyorlar, 'ailenizin sırrı nedir?' diye, bir sırrımız yok. Çocukluğumdan beri müziğin içindeyim, hep müziğin içinde geçen yaşantımız oldu ama üzerimizde hiçbir zaman geleceğimizi mutlaka müzik üzerine kuracağız şeklinde bir baskı olmadı, belki bu yüzden müziğin içinde hepimiz farklı alanlara yöneldik.
Doğrusunu isterseniz, biz bir araya geldiğimizde müzikten çok futbol konuşuyoruz, özellikle ağabeyimle konuşurken konularımız hep futbol üzerine. Zaten ikimiz de sürekli müziğin içindeyiz, bu yüzden bir araya geldiğimizde iki müzisyenden çok ağabey kardeş diyaloğu içinde oluyoruz.
Futbolu çok seviyoruz, mesela Türkiye'nin elenmesine üzüldük, çünkü Avrupa Şampiyonasında çok iyiydi ve turnuvaya çok renk kattı.'
Uçakta iki koltuk: Biri kendisine, biri de çellosuna!
Kariyerinde önemli başarılara imza atan ve dünyanın önde gelen çello solistleri arasında kabul edilen Julian Lloyd Webber, birçok sanatçının hayallerini süsleyen 1690 yapımı Stradivarius çello çalıyor.
İzmir'deki konserin şefliğini üstlenen Anthony Inglis'in 'muhteşem bir müzik aleti, olağanüstü bir ses' diye tanımladığı çellosunu, özel kutusunun içinde 'en değerli hazinesi' olarak saklayan Webber, sürekli seyahat ettiğini ve her seyahatinde biri çellosu, biri de kendisi için iki kişilik yer almak zorunda kaldığını söyledi.
Webber, 'Kendimi çellonun sahibi olmaktan çok, onun koruyucusu olarak görüyorum, ona iyi bakıp benden sonra gelecek olanlara bırakacağım, kim çalacak bilmem, öyle belirli bir isim yok aklımda, ama birileri bu çelloyu mutlaka çalacaktır' diye konuştu.
Micarelli yeniden Türkiye'de
Klasik müzik alanındaki çalışmalarının yanında, başta rock ve caz olmak üzere farklı müzik türlerindeki çalışmalarıyla tanınan, Türk seyircisinin karşısına ilk kez 2005 yılında Jetro Tull'un Türkiye konserinde çıkan kemancı Lucia Micarelli ise gerek Türkiye'de olmaktan, gerekse 'Hayalet Fantezi' gibi 'oldukça zor ama keyifli' bir çalışmanın içinde yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Son dönemde klasik yapılı bir çalışmanın içinde yer almadığını ifade eden Micarelli, 'Son dönemde orkestra ile klasik yapıda eserleri yorumlayabileceğim bir çalışmanın içinde yer almamıştım, bu anlamda da çok keyif aldım, çok özlemişim. Oldukça zor bir eser, öğrenmek de çalmak da zordu ama her aşamasından keyif aldım' diye konuştu.
Müziğin her türünü dinleyip yorumlamaktan hoşlandığını, 'sevdiği şeyleri çaldığını' söyleyen Micarelli, aldığı klasik eğitimin kendisine istediği türde eserleri çalmak için gerekli teknik zemini sağladığını belirtti.
Türkiye'de kendisini en çok etkileyen şeyin, 'insanların duygularının yüzlerine yansıması' olduğunu, çektiği çok sayıda fotoğraf da Türk insanının bu özelliğini daha iyi gördüğünü belirten Micarelli, 'Türk seyircisi de çok canlı ve enerjik, uyarım yakın zamanda yine Türkiye'ye gelmek için bir vesile olur' diye konuştu.
Şef Inglis de daha önce tatil için geldiği Türkiye'de profesyonel anlamda ilk kez sahneye çıktığını ve çok etkilendiğini söyledi.
lifeinbursa.com adresi üzerinde bulunan resim ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu bir dgnteknoloji hizmetidir