Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap
 
  Ana sayfa
  HEDİYE KAZAN!
  Güncel Haberler
  Gündemdeki Haberler
  Spor Haberleri
  Sinema
  Kültür - Sanat
  Müzik - Eğlence
  Medya - Magazin
  Yaşam
  Dünya
  Siyaset
  İş Dünyası
  Sağlık - Kadın
  Teknoloji
  Eğitim
  Günün Özeti
  Haber Arşivi
  Bizden Haberler
  Otel Bursa
  Mekan Bursa
  Fotoğraf Galerisi
  Rehber Bursa
  Bursa Hakkında
  Bursa Tarihi
  Bursa Haritası
  Bursa'da Ulaşım
  Anket Arşivi
  E-DEVLET
05 08 19 22 23 31  
(29 KASıM 2008)
02 03 10 22 32 + 07  
(26 KASıM 2008)
01 07 08 11 13 15  
16 22 27 31 34 35  
41 43 44 46 47 60  
62 65 68 73  
(1 ARALıK 2008)
15 18 26 29 33 35  
(27 KASıM 2008)

Dünyanın neresinde olursanız olun, canlı dinleyin!!

 :: Ramazan Haberleri..
 
 
Oruç ve fidye
04.09.2008 17:25

 
 
Fidye konusunu içeren âyetteki 've ale'llezîne yutk†nehû' ifadesinin (el-Bakara 2/184), dil açısından oruca güç yetiremeyenler anlamına gelebileceği gibi zorlukla güç yetirenler anlamına da gelebileceği dile getirilmiştir.

Hatta kimi rivayetlerde, 'Sizden ramazan ayına yetişenler o ayda oruç tutsun' (el-Bakara 2/185) meâlindeki âyet nâzil oluncaya kadar, fidye âyetinden hareketle, ashaptan dileyenin oruç tuttuğu, dileyenin de tutmayıp fidye verdiği, bu âyet nâzil olduktan sonra ise oruç tutmaya gücü yetenler hakkında fidye hükmünün kaldırılıp sadece hasta ve yaşlılar için bir ruhsat olarak devam ettirildiği belirtilmektedir (Müslim, 'Sıyâm', 149-150). Hz. Peygamber ve sahâbenin uygulamasının da bir sonucu olarak âyetteki 'oruç tutmakta zorluk çekenler' ifadesiyle, şeyh-i fânî (düşkün ihtiyar) denilen yaşlı kimselerin kastedildiği yaygın olarak benimsenmektedir. Buna göre âyet, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlıların tutamadıkları oruç için fidye vermesi hükmünü getirmiş olmakta ve fidyenin miktarını 'bir fakir doyumluğu' olarak belirlemektedir. Ağır bir hastalığa yakalanan ve iyileşme umudu bulunmayan hasta, orucu ileride kazâ etme ihtimali çok düşük olduğu için, bu ihtimal yok sayılarak şeyh-i fânî gibi değerlendirilmiş ve fidye hükmü kapsamına alınmıştır. Bu kimselerin, tekrar sağlıklarına kavuşup oruç tutabilir hale gelmeleri ümit edilmediğinden tutulamayan orucun, aynı cinsten bir ibadetle telâfisi talep edilmemiş, ibadet şevkinden mahrum kalmamaları için, bunun yerine 'her bir oruç için bir fakiri doyurma' şeklinde, orucun mahiyetiyle alâkalı olması yanında sosyal amacı da bulunan bir telâfi şekli önerilmiştir.

Her geçen gün bünyesi zayıflayan hasta ve yaşlılar, tutamadıkları her bir oruç için bir yoksulu doyurabilecekleri gibi, bir fakir doyumluğu fidyeyi ramazanın başında veya sonunda, nakit para veya mal olarak da verebilirler. Bu fidyeyi sağlıklarında ödeyemezlerse, fidyenin ödenmesini vasiyet etmeleri gerekir. Böyle bir vasiyetin mevcudiyeti ve terekenin üçte birinin de yeterli olması halinde mirasçıların bu fidyeyi ödemeleri dinî bir vecîbedir. Vasiyeti yoksa veya terekenin üçte biri fidyeyi karşılamaya yeterli değilse, mirasçıların teberru kabilinden bunu ödemeleri tavsiye edilmiştir.

Fidye yoluyla telâfi biçimi, devamlı hastalık ve yaşlılık sebebiyle oruç tutamayanlara mahsus olup bu iki durumun dışındaki mazeretler (bk. 'Orucun Şartları'), oruç tutmamaya veya başlanmış bir orucu bozmaya ruhsat teşkil etse de, tutulamayan oruçlar için fidye ödenmesini câiz kılmaz. Fakat bu kimseler kazâ edemeden vefat etmişlerse, mirasçıların aynı şekilde bu oruçlar için de fidye vermesi İslâm âlimlerince câiz, hatta mendup görülmüştür. Çünkü kazâ borcunu geciktirmemek gerekli ise de, burada söz konusu olan terk, başlangıçta mazerete, devamında ise ileride kazâ etme ümidi taşınan hoş görülebilir bir ihmale dayalıdır. Ayrıca vefat, bu kimsenin orucunu kazâ etme imkân ve ihtimalini ortadan kaldırdığından yaşlı ve hasta için söz konusu olan acz halinin bunlar için de söz konusu edilmesi mümkündür. Orucu sağlığında kasten terkeden kimseler için ölümden sonra fidye verilip verilmeyeceği, aşağıda ıskat-ı savm konusunda açıklanacağı üzere, tartışmalıdır.

Ağır işlerde çalışanların da oruç yerine fidye vermelerini câiz görenlere göre âyetin hükmü kaldırılmamıştır. Bu durumda olanlar her orucu için bir fidye ödemekle yükümlüdürler.
Tutulamayan oruçların fidyesi birçok yoksula verilebileceği gibi toplam tutar topluca bir yoksula da verilebilir. Ebû Yûsuf'a göre ise tek fidyenin birkaç yoksul arasında bölüştürülmesi de mümkündür.
Fidye olarak bir yoksulu fiilen doyurma, genellikle pratik olmadığı için, başlangıçta yoksul doyumluğunun gıda maddesine çevrilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Buğday, hurma, arpa gibi gıda maddelerinin başlıca tarımsal üretimi oluşturması ve bu maddelerin yaygın olarak bulunması sebebiyle yoksul doyumluğu için başlangıçta getirilen oldukça pratik olan bu çözüm, ileriki dönemlerde, tarımsal üretim anlayışının değişmesine bağlı olarak üretim biçim ve ilişkilerinin değişmesi sebebiyle sıkıntı doğurmuş ve ülkemizde olduğu gibi fakir doyumluğu nakde çevrilmeye başlanmıştır. 'Bir fakiri bir gün doyurma' şeklindeki ölçü sabit ve değişmez olmakla birlikte, bunun tekabül edeceği nakit veya mal, toplumunun üretim biçim ve ilişkilerine, geçim şartlarına ve ekonomik seviyesine göre değişebilir. Hanefî fakihlerin o dönemlerde belirledikleri ölçüye göre bir fakir doyumluğu olan fidye miktarının, buğday cinsinden karşılığı ve dengi yarım sâ'; arpa, hurma veya kuru üzümden karşılığı ise 1 sâ'dır. Oruç fidyesinin tutarı, fıtır sadakası tutarına denktir. Günümüzde fitrenin (sadaka-i fıtr) miktarı, mükellefe kolaylık olsun diye her yıl para olarak duyurulur. Fakat 'bir fakir doyumluğu' esprisi gözden kaçırılıp, fıkıh mekteplerinin büyük ölçüde kendi dönemlerinin üretim biçimlerini ve geçim standartlarını dikkate alarak tesbit ettikleri buğday, arpa, hurma miktarları esas alınarak her yıl, fitre miktarının buğdaydan şu kadar, hurmadan şu kadar diye açıklanması yanlış anlamalara yol açabilmektedir. 'Fakir doyumluğu'nun ne demek olduğu herkes tarafından anlaşılmakla birlikte, bu doyumluğun, paraya çevrildiği vakit, hesabın yapıldığı yiyecek maddesine göre değişmesi mâkul karşılanmamaktadır. Bir fakir doyumluğunun, günümüzde, asgari geçim ve hayat standardı, asgari geçim endeksi gibi ekonomik verilerden hareketle bölgelere göre ayrı ayrı hesaplanması mümkün ve daha sağlıklı olmakla birlikte, hiç değilse, hesapta esas alınan buğday, arpa, hurma ve üzümün tekabül ettiği ortalama miktarın asgari tutar olarak açıklanıp, ötesinin mükelleflerin ortalama aylık veya yıllık geçim standartlarına göre ayarlamasına bırakılması daha uygun görünmektedir (bk. Fıtır Sadakası).


Kaynak: milliyet

 
         
 

  :: Yorumlar
 leventt (2008-09-04 17:43:59) 0Kötü yorumGüzel yorum
Ramazanda orucu tutamayanlar fitre verecekler bunada diyanet her yıl miktarını belirliyor
  ::Bu kategoride ay içinde en çok okunan haberler
  ::Bu kategorideki diğer haberler
İl İl Bayram namazları...
İl İl Bayram namazları Ramazan Bayramı namazı, Ankara'da 07.25'de, İstanbul'da 07.41'de, İzmir'de 07.46'da, Hakkari'de ise 06.39'da kılınacak. ...
Ramazan´da ağız ve diş s...
Ramazan´da ağız ve diş sağlığı Ağız ve diş sağlığı' denince akla ilk olarak çürük olmayan dişler ve sağlıklı dişetleri gelir. İlk bakışta mesele bundan ...
Bayramda hava nasıl olacak?...
Bayramda hava nasıl olacak? Bayramda hava Doğu bölgeleri ile Karadeniz'de yağışlı, diğer yerlerde ise az bulutlu olacak.

Bayramın son günü ...
İşte il il Bayram Namazı vakit...
İşte il il Bayram Namazı vakitleri Namaz vaktini kaçırmak istemiyorsanız bu listeye dikkat!

Ramazan Bayramı namazı, Ankara'da 07.25'de, İstanbul'd ...
Fitreyi kimler, kimlere verir?...
Fitreyi kimler, kimlere verir? Zekat zenginiyle fitre zengini arasındaki önemli fark..

Fitre, yaşayan her insan için verilen bir yaratılış şü ...
Kadir Gecesi nasıl ihya edilir...
Kadir Gecesi nasıl ihya edilir? Bin aydan hayırlı olan mübarek Kadir Gecesi yaklaşıyor. Peki bu önemli geceyi nasıl değerlendirmeliyiz? Hekimoğlu İsmail ...
Kimler zekat vermek zorunda?...
Kimler zekat vermek zorunda? Zekat zenginliğinin alt sınırı kaç lira? Zekat kime verilir? Pırlantanın zekatı olur mu? İşte merak ettiğiniz her şey? < ...
Ramazanda taş hastalığına dikk...
Ramazanda taş hastalığına dikkat! Ramazan ayında acil servislere taş hastalığına bağlı şikayet ile başvuranların sayısında artış olduğu belirtildi.
< ...
Ramazanda tatlı ve et tüketimi...
Ramazanda tatlı ve et tüketimi arttı! Kayseri Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Mehmet Dinçer, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte en çok tatlı ve et sa ...
Fitrede öncelik kimin olmalı?...
Fitrede öncelik kimin olmalı? Fitre verirken dul kadınların, öksüz ve yetimlerle özellikle öğrencilerin tercih edilmesi gerektiği belirtildi.

 Diğer 10 Haber..
  »  Hastalara oruç uyarısı! ... ( 15.09.2008 - 14:37)
  »  Bikini orucu bozar mı ? ... ( 14.09.2008 - 13:00)
  »  Orucun yasakları ... ( 05.09.2008 - 16:19)
  »  Jet imamlara uyarı! ... ( 04.09.2008 - 12:11)
  »  Ramazan´da doğru beslenin ... ( 03.09.2008 - 13:57)
  »  İlk sahuru yerin altında yaptılar ... ( 01.09.2008 - 11:20)
  »  Oruç tutacaklara altın öğütler ... ( 01.09.2008 - 09:00)
  »  İftar´da ilk sigara riski 10 kat arttırıyor ... ( 31.08.2008 - 23:00)
  »  Sahurda onu ye acıkma ! ... ( 31.08.2008 - 17:30)
  »  Bardakoğlu´ndan ´teravih namazı´ çağrısı ... ( 31.08.2008 - 12:30)
 
 
 
I  güncel haberler  I  spor haberleri  I  sinema  I  kültür-sanat  I  müzik-eğlence  I   medya-magazin   I   iş dünyası  I  sağlık  I  eğitim  I
I  mekan.bursa  I  fotoğraf galerisi  I   rehber.bursa  I  haber arşivi I  bursa tarihi   I  hakkımızda  I  reklam  I  iletişim  I  yasal uyarı  I

lifeinbursa.com adresi üzerinde bulunan resim ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu bir dgnteknoloji hizmetidir