Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap
 
  Ana sayfa
  HEDİYE KAZAN!
  FESTİVAL'08
  Güncel Haberler
  Gündemdeki Haberler
  Spor Haberleri
  Sinema
  Kültür - Sanat
  Müzik - Eğlence
  Medya - Magazin
  Yaşam
  Dünya
  Siyaset
  İş Dünyası
  Sağlık - Kadın
  Teknoloji
  Eğitim
  Günün Özeti
  Haber Arşivi
  Bizden Haberler
  Otel Bursa
  Mekan Bursa
  Fotoğraf Galerisi
  Rehber Bursa
  Bursa Hakkında
  Bursa Tarihi
  Bursa Haritası
  Bursa'da Ulaşım
  Anket Arşivi
  E-DEVLET
11 18 24 25 33 38  
(5 TEMMUZ 2008)
02 07 19 22 31 + 12  
(2 TEMMUZ 2008)
04 05 07 11 12 22  
23 24 25 30 34 38  
39 44 49 50 57 66  
67 70 74 77  
(30 HAZIRAN 2008)
09 11 14 15 42 44  
(3 TEMMUZ 2008)

Dünyanın neresinde olursanız olun, canlı dinleyin!!
Yıldırım Külliyesi ...
Yıldırım Külliyesi kendi içerisinde Yıldırım Camii, Yıldırım Türbesi, Yıldırım Medresesi, Yıldırım Hamamı ve Yıldırım Darüşşifasını barındırır.


Yıldırım Camii

Şehrin doğusunda, Yıldırım semtindeki tepe üzerine inşa edilmiştir. Yıldırım Bayezıd tarafından XIV yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Genellikle tarihi eserler hakkında kesin bilgileri ulaştıran kitabelerdir. Fakat bu caminin kitabesi zamanımıza ulaşmamıştır. Taş işçiliği, devrinin en güzel örneğini bu camide göstermektedir.
Caminin ön cephesinde yer alan ayaklar ve bunları bağlayan kemerler kurşuni renkli mermerden yığma olarak yapılmıştır. Revak beş kubbe ile örtülüdür.

Merkez kubbesi yüksektir ve iç mekana ferahlık verir. Duvarlar kesme taşlarla kaplıdır. Yandaki eyvanlar zeminden yükselmektedir. Bunlar da sivri tonozların oluşturduğu sekiz köşeye oturan kubbeyle örtülmüştür. Mihrap kubbesi kare plan üzerine oturmaktadır. Mihrap sekiz sıra stalaktitli yaşmak ile örtülüdür. Köşelerinde cilâlı yeşilimtrak mermer sütunlar vardır. Doğu ve batıdaki odalar alçıdan ufak, büyük hücreli ve maşalıklıdır. Stalaktit saçaklı, geniş ajurlu, oniki yıldızlı ve yeşil çini parça kakmalı, süslü nesih ve kufı hatla yazılı hadis ve dualarla bezenmiştir. Odalar çapraz tonozla kaplıdır.

Kuzey doğu ve kuzey batıdaki odalara cami içinden geçilmektedir. Bunlar da çapraz tonozla kaplıdır. Caminin iki minaresi de lodos ve deprem yüzünden yıkılmış, yakın tarihte betondan yeni bir minare yapılmıştır.

Yıldırım Türbesi

IV Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezıd 1360 da doğdu. I.Murad´ın büyük oğludur. Babası tarafından yetiştirilmiş, birlikte fetihlere katılmıştır. Karamanoğlu Ali Bey´in ordusu ile yapılan savaş sırasında gösterdiği atılganlık nedeniyle kendisine Yıldırım adı verilmiştir. Murad´ın Kosova savaşı sonunda şehit edilmesi üzerine tahta çıktı. Kosovanın ardından Yıldırım, Sırbistan´ın güneyini topraklarına kattı. Aydın, Saruhan, Menteşe ve Karaman beyliklerini tek tek zaptetti. Anadolu Hisarını inşa ettirdi. Bu arada Sırbistan kralının güzel kızkardeşi ile evlendi. Yıldırım Bayezıd Bizans´ı kuşatarak gittikçe baskıyı artırması üzerine oluşturulan haçlı ordusu ile Niğbolu´da yaptığı savaşı kazandı. Doğu Anadolu´yu işgale başlayan Timur ile Ankara´da yaptığı savaşı kaybetti. Bu yenilgi üzerine 1403´de intihar etti. Türbesi, Yıldırım Medresesi´nin doğusundadır. 1406 yılında oğlu Süleyman Han tarafından yaptırılmıştır. Türbe 10.5 x10.5 m. ölçülerinde kare planlıdır. Uç ufak kubbenin örttüğü revaklı bir.girişi vardır. Türbenin kubbesi sekizgen bir kasnağa oturur. Yuvarlak bir mihrabı vardır. Türbede ortada Yıldırım Bayezıd´ın sağında oğlu İsa Çelebi´nin, solunda eşi ve ayak ucunda kim oldukları bilinmeyen iki hanımın sandukası vardır.


Yıldırım Medresesi

Yıldırım Camii´nin kuzey batısında 1399 yılında Bayezıd tarafından yaptırılmıştır. Kapıdan, ortası kubbeli üçlü revağa geçilir. Oradan da taş ve tuğla ile örülü ayakların taşıdığı ve uzunlamasına tonozla örtülü yan revaklara geçilmektedir. Revaklara açılan sağlı sollu tonozla örtülü sekizer hücre mevcuttur.

Girişin iki yanında tonozla örtülü hocalara ait odalar vardır. Yan revaklar açık eyvanlı dershaneye bağlanmaktadır. Dershane sekizgen kasnak üzerine oturtulmuş ve kurşun kaplı kubbe ile örtülmüştür. Revak ve odalar kurşunla örtülü çatıya sahiptir. Dersanede yıldız ve düz tuğlalarla yapılan tezyinatı çok güzeldir. Restorasyon sonunda medrese dispanser olarak hizmete sokulmuştur.

Yıldırım Hamamı

Yıldırım Camii´nin batısında meyilli sahadadır. Ufak ve tek olan hamamın soğukluk kısmı, üzeri kubbe ile örtülü kare şeklindedir. Soğukluktan, kubbeli ılıklığa girilir. Göbek taşı kubbe ve eyvan ile örtülüdür. Buradan da kubbe ile örtülü iki halvete geçilmektedir. Moloz taşla inşa edilmiştir.

Yıldırım Darüşşifası

İlk Osmanlı hastanesi kabul edilen Darüşşifa, Yıldırım Camii´nin 250 metre doğusundadır. 1390-1394 yılları arasında Yıldırım tarafından inşa ettirilen külliyenin bir parçasıdır. Akıl ve sinir hastalıklarının da tedavisi yapılan bu sağlık kuruluşunda, sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa da tedavi görüp şifa bulmuştur.

İlk yapıldığı zaman 1 başhekim, 2 hekim, 2 eczacı, 2 şerbetçi, 1 aşçı ve bir ekmekçiden oluşan bir kadro ile hizmet veriyordu. Yapı 1560 m2 lik meyilli bir alana oturmaktadır. 1855 depreminden hasar gören yapı bir müddet baruthane olarak kullanılmıştır.
   
Ulu Cami ...
Bursa´nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir.
Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür.

Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva´dır.

Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet´el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır.

Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır.

Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır.

Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır.

Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey´in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.
   
Orhangazi Türbesi ...
Tophane parkının girişinde sağdadır. Bursa´nın fethinden önce şehrin metropolit manastırı olan Saint Elias manastırı XI. yüzyılda yaptırılmıştır. Kilise bir orta nef ile iki yan neften oluşmaktadır. Ortada gri mermerden dört sütunun taşıdığı kubbe vardır. İçi gri mermer levhalarla kaplanmıştır. Apsis kısmında gri mermerden sütunların ayırdığı üç pencere vardır. Bu kısmın önünde dört basamak bulunmaktaydı.
Giriş kısmında altı adet yeşil somaki mermer sütun yükselmekteydi. Zemin bugün de izleri görülen mozaik döşemeye alternatif olarak porfir, diğer renklerde küçük mozaiklerden meydana gelmiş tezyinat, yuvarlak antraklar ve düz mermer levhalardan oluşmaktadır.

Orhan Gazi´nin defnedildiği bu bina 1801 kasım ayında büyük bir yangında hasar görür ve onarılır. 1855 yılındaki depremde ise önemli kısmı yıkılır. 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından eskisine sadık kalınarak yaptırılır.

Türbe kare planlıdır. Her cephesinde üçer pencere vardır. Güney cephesindeki orta pencere kapı şekline çevrilmiştir. Daha önce giriş kapısının önünde bir sundurma vardı.

Orta kısmında dört sütunla ayrılmış ve birbirine kemerlerle bağlanmış, üstüne kubbe oturtulmuştur. Yan kısımlar beşik tonozla örtülüdür. İç duvarlar beyaz kireç badanadır. Pencere üstlerinde alınlık şeklinde sade süslemeler görülmektedir. Ortadaki sanduka Orhan Gazi´ye aittir. Etrafı dökme pirinç parmaklıklıdır. Kuzeyinde Cem Sultan´ın oğlu Abdullah, sağında Şehzade Korkud, hanımı Nilüfer Hatun, oğlu Kasım, kızı Fatma ve Yıldırım Bayezıd´in oğlu Musa Çelebi ile isimleri tespit edilemeyen on dört sanduka vardır.

   
Osmangazi Türbesi ...
Bursa kuşatmasının devam ettiği sırada Osman Gazi oğlu Orhan Bey´e şehir içindeki kubbeli yapıyı göstererek "Oğul; ben öldüğüm vakit beni Bursa´da şol gümüşlü kubbenin altına koyasın" demiştir. Günümüz Tophane Parkı´nın girişinde solda kalan bu kubbeli yapı Mesihilerin şapeline aitti. Bursa fethedildikten sonra, şapel mescide çevrildi ve Osman Gazi buraya defnedildi.

Saint Elias(Elia-İlyas) Manastırı´nın bölümüne ait olan şapelin içi 8,3 m. genişliğindeki duvarlara bitişik çift sütüncuklarla ayrılmış, yarım yuvarlak nişli, sekizgen plana sahipti. XI. yüzyılda yapıldığı bilinen bu şapel´in şekli, Roma İmparatorluk devrinden itibaren uygulamaya başlanan örneklerle büyük benzerlik göstermektedir. Şapel´in narteks kısmının olduğu yere gömülen mezarlar, günümüzde açıkta kalmıştır. 1855 depreminde yıkılan türbe 1863´te Sultan Abdülaziz tarafından eski plana sadık kalınarak yapılmıştır. Türbe kubbe ile örtülü sekizgen plana sahiptir. Türbe´ye kuzeydeki ahşap antreden geçilerek girilir. Ortada sedef kakmalı muhteşem ahşap sanduka Osman Gazi´ye (1258-1326) aittir.

Solunda oğlu Alaaddin Bey, bunun yanında Hüdavendigâr oğlu Savcı Bey sağında, Aspurça Hatun´un oğlu ibrahim Bey ile adları bilinmeyen on iki sanduka vardır. Türbe´de Konya Sultanı Alaaddin tarafından Osman Bey´e gönderilen çok büyük bir davul ve tesbih sergilendiğinden, halk arasında Davullu (Davud) manastırı denmesine neden olmuştur. Bunlar bir yangın sırasında yanarak kül olmuştur. Türbe, konak salonları dekorasyonu şeklinde bezenmiş, pencerelere kumaş perdeler takılmıştır. Fransız mimari stilinde yapılan bu kısımda ufak bir mihrap görülmektedir. Pencere parmaklıkları dökme demirdendir.
   
Muradiye Külliyesi ...
Muradiye Camii; Semte ismini veren külliyenin en mükemmel eseridir. 1425 - 1426 II.Sultan Murad tarafından yapılmıştır. Caminin son cemaat yerinde, dört yığma ayak ve iki granit sütun birbirine kemerlerle bağlanmıştır. İki yan çapraz tonozla, diğerleri sekizgen kasnak üzerine oturtulmuş kubbelerle örtülüdür.

Kapı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Kapı tabanları rumi ve hatai süslemeli çinilerle kaplıdır. Pencere alınlıklarında da aynı bezemelerden görülmektedir. Cami iki büyük kubbe ve yanlarda iki küçük kubbe ile örtülmüş geniş birer eyvandan ibarettir. Mihrab ve minber 1790 yılında yapılmış rokoko uslubundadır. Mihrabın solundaki duvarlar altıgen lacivert ve firuze çinilerle kaplıdır. Eyvan kemerinde altıgen firuze çiniler görülmektedir. Asma kata sağ eyvandaki kapıdan girilir. Duvarlar üç sıra tuğla bir sıra moloz yığma ve birer dikey tuğla ile örülmüştür. Kasnaklar ustaca yapılan bir tuğla işçiliğine sahiptir. Pencerelerin üst kısımları sivri kemerle bitmektedir.

Doğu ve batıdaki kapılar XX. yüzyılda yapılan onarımlarda açılmıştır. XIX. yüzyılda yıkılan minaresi yeniden örülmüştür. Revak cephesinde tuğla ile yapılan ve arabesk motifler görülmeğe değer güzelliktedir.

Muradiye Medresesi

Bugün Verem Savaş Derneğince Dispanser olarak kullanılmaktadır. XV. yüzyıl başlarında II. Murad tarafından yaptırılmıştır. Ortada 17x17 m´lik avluya kuzeydeki eyvandan girilir. Avlu etrafındaki 12 adet revak ayaklarından ikisi mermer sütun, diğeri tuğladan örülmüştür.

Güneydeki yüksek eyvan sekizgen kasnağın taşıdığı kurşun kaplı kubbe ile örtülüdür. Avlu etrafında onaltı hücre sıralanmaktadır. Hücreler çapraz tonozla örtülü hücrelerde birer ocak ve pencere vardır. Dershane olarak kullanılan büyük eyvanın duvarları 2,6 metreye kadar firuze ve lacivert çinilerle süslenmiştir. Duvarlar moloztaş ve tuğla ile örülmüştür ve kirpi saçaklıdır. Burada çalışan tuğla ustaları bütün hünerlerini göstermişlerdir. Bu işçilik, yapıta Bursa´nın en güzel medresesi ünvanını kazandırmıştır.

Külliyedeki diğer yapılar


Hatuniye Sultan Türbesi
Saraylılar Türbesi
Şehzade Ahmed Türbesi
II. Murad ve Alaaddin Türbesi
Şehzade Mustafa Türbesi
Gülşah Hatun Türbesi
Mükrime Hatun Türbesi
Şehzade Mahmud Türbesi
Şehzade Mustafa ve Cem Sultan Türbesi
Ebe Hatun Türbesi
Gülruh Sultan Türbesi
Şirin Hatun Türbesi
Osmanlı Evi
Muradiye Hamamı
Muradiye İmareti
   
Yeşil Türbe ...
Yıldırım Bayezıd´ın oğlu Çelebi Sultan Mehmed tarafından 1421 yılında yaptırılmıştır. Türbe kentin doğusunda Yeşil semtinde, Yeşil Camii´nin karşısındaki tepe üzerindedir. Mimarı Hacı İvaz Paşa´dır. Nakkaşları Ali bin İlyas Ali, Mehmed el Mecnun´dur. En dar yüzü 8,45 m, en geniş yüzü 8,87 m olan sekizgen prizma bedene sahiptir. Beden yüzleri beyaz mermerden yapılmış, çerçeve ve ayaklar 3,5 m açıklığı bulunan üzengileri boşta duran sivri kemeleri taşımaktadır. Güney ve Kuzey cepheler haricindekilerde dikdörtgen büyük pencereler ile sivri kemerli alçı pencereler vardır. Günümüze çok az değişikliklerle gelen cephe, girişin doğusündaki ilk yüzdür. Mermer çerçevelerin, sağır kemerlerin ve pencerelerin etrafı geçme rumi motifli bir bordürle kaplıdır. Diğer kısımlar turkuaz renkli çinilerle kaplanmıştır. Pencere alınlıkları koyu lacivert, zemin üzerine ince çizgilerle üç yatay bölüme ayrılmıştır.Bu bölümlerde, ayet ve hadisler yazılıdır.

Türbe´ye Yeşile bakan çinilerle kaplı olmasından dolayı Yeşil Türbe ismi halk tarafından verilmiştir.

Portal 1855 depreminde büyük hasar görmüş 1864´de horasanla sıvanarak bugünkü görünümüne sokulmuştur. Sağlı sollu mihrapçıklar, ayakkabılıklar, türbenin kitabesi ve 13 dilimli yarım kubbe, çeşitli renk ve motiflerle kabartma renkli sır tekniğinde işlenmiştir.

Rumiler, palmetler ve rozet motifleri ile oya gibi işlenen kapının kanatları günümüzde tüm çarpıcılığı ile ortadadır. Bir sanat şaheseri olan kapıyı Tebrizli Ahmed oğlu Ali yapmıştır. Sekizgen bedeni, sıvalı yüksek kasnağa oturan kurşunla örtülü büyük bir kubbe örtmektedir. Türbenin içine geçildiğinde iç mekân sanki çini cennetine girildiği hissini verir. Duvarlar 2,94m yüksekliğe kadar iki bordürle çevrili, altıgen türkuaz çinilerle kaplıdır. Bunların aralarında iri madalyonlar yer almaktadır.

Türbe günümüze ulaşan en muhteşem çinili mihraba sahiptir. Renkli süsleme sanatının bir şaheseridir. Yivli süs sütunları, üç sıra mukarnası, rumi palmetleri, kıvrık dal motif leri, kalın yazı dizileri ve tepeliği ile Yeşil Camii mihrabını andırmaktadır. Sekizgen platformun ortasında Çelebi Sultan Mehmet´in kendisine has vakarı ile duran tamamen çini dekorasyona sahip sandukası yer almaktadır. Üzerinde kabartma sülüs celisi ile yazılı kitabesi vardır. Güneyinde oğulları Mustafa ve Mahmud´a ait sandukalar yer almaktadır. Kuzeyindeki ise oğlu Yusufa aittir. Platformun arkasındakiler, kuzeyden itibaren Çelebi Mehmet´in kızı Selçuk Hatun´un kabartma kitabeli sandukası, kızı Sitti Hatun (Safiye)´un beyaz zemine lacivert motifli, altıgen ve üçgen çinilerle kaplı sandukası, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatun´un sandukalarıdır.

328 metrekarelik alana oturan türbenin oktogonal prizma gövdesi, zeminden aşağıda da devam ederek mezar dairesini oluşturur. Beşik tonozla kaplı mezar dairesi örme duvarlarla beş ayrı bölüme ayrılmıştır. Girişi doğudaki yüksek sette görülen mezarlarla kamufle edilmiş gizli kapıdandır.
   
Emir Sultan Camii ve Türbesi ...
Bursa´nın doğusunda Emir Sultan mezarlığının yanında selvi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507´de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir.
Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçilip geniş avluya girilir. Ortada şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Avlu ahşap revakla çevrelenmiştir.

Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır.

Mihrabı XVII. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır. Emir Sultan Buhara´da doğmuştur. Kendisi Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari olarak bilinir.Bursa´ya 1391´de göç etmiş ve Yıldırım Bayezıd´in kızı Hundi Hatun´la evlenmiştir. 1429´da vebadan vefat etmiştir.

Türbenin ilk yapıldığı zamandan günümüze bir şey kalmamıştır. Şimdiki Türbe Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında yaptırılmıştır. Sekizgen planlıdır. Doğudaki kapıdan girilmektedir. Türbe zemini avlu seviyesinden aşağıdadır.

   
I  güncel haberler  I  spor haberleri  I  sinema  I  kültür-sanat  I  müzik-eğlence  I   medya-magazin   I   iş dünyası  I  sağlık  I  eğitim  I
I  mekan.bursa  I  fotoğraf galerisi  I   rehber.bursa  I  haber arşivi I  bursa tarihi   I  hakkımızda  I  reklam  I  iletişim  I  yasal uyarı  I

lifeinbursa.com adresi üzerinde bulunan resim ve bilgiler izinsiz kullanılamaz.
Sitede yer alan kullanıcı yorumları üyelik sözleşmesinde kabul edildiği şekilde yorum yapan üyenin şahsi düşünceleridir.
Bu bir dgnteknoloji hizmetidir