Dik bir yamacın sert kayalıkları üzerinde kurulu köyün sakinleri, kendi hallerinde sakin bir yaşam sürmektedirler. Ağacın meyve vermesi, tomurcuğun çiçek açması gibi bütün hayatları değişmez bir doğallık içindedir. Zaman kavramı ise her gün beş vakit okunan ezanla anlamını bulur. Bu sakin köyde yaşam, tüm sıradanlığıyla sürerken 12 yaşlarındaki üç çocuk, Ömer, Yakup ve Yıldız, kendi sancıları içinde büyümeye çalışırlar. Ömer, imam olan babasından nefret etmektedir ve onun ölmesini ister. Yakup´sa aşık olduğu öğretmenini babasının da gizli gizli gözetlediğini keşfedince ona derin bir öfke duyar, hatta babasını öldürmeyi bile aklından geçirir. Yıldız da, bir yandan okumaya çalışmakta, bir yandan da annesinin evle ilgili üzerine yıktığı işlerin altından kalkmaya çalışmaktadır. Bu üç çocuk için de yaşam, beş vakte bölünmüş günlerin birer birer eskitilmesiyle sürüp gitmektedir.